Sahne adalet için kuruluyor

EFNAN ATMACA- Bu yıl ilki düzenlenecek Bodrum Uluslararası Tiyatro Festivali (BOTİF) yarın başlıyor. Bodrum’da kurulacak sahnede sadece tiyatro oyunları değil; sergiler, konserler, söyleşiler, atölyeler de olacak. Yurt dışı ve yurt içinden pek çok oyunun yer alacağı festivalin sanat yönetmenliğini Övül ile Mustafa Avkıran üstleniyor. Onlara Muhsin Ertuğrul’un “Yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün bir tiyatro daha açarım!” sözü ilham veriyor. Cumhuriyet’in 100’üncü yılı, Halikarnas Balıkçısı’nın ölümünün 50’nci yılı, Sivas Katliamı’nın 30’uncu yılı ve Şili faşist darbesinin 50’nci yılına aynı anda denk gelen festivalin teması ise özgürlük, barış, öteki ile birlikte yaşamak ve insan hakları. Festival kapsamında Övül ve Mustafa Avkıran’ın 20 yıl öncesine damga vuran ve tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeyen projesi “ashura” ile son yaptıkları oyun “NSU: Kurbanlar Arasında Almanlar da Var” yer alıyor. 16 Kasım’a kadar devam edecek festivalin biletleri biletinial’da!

Suskun kalınan ırkçılık 

Enver Şimşek, Abdurrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Mehmet Turgut, İsmail Yaşar, Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat, Michele Kiesewetter. Bu isimleri tek tek yazmak istedim çünkü unutulmaması gerekiyor. Bu 10 isim Almanya’da faaliyet gösteren aşırı sağcı ve ırkçı görüşe sahip neonazi silahlı grup NSU’nun öldürdüğü kişiler. NSU’nun 2000’lerin başında kurulduğu düşünülüyor, cinayet dışında bombalı saldırıları ve banka soygunları var. İşledikleri cinayetlere uzun zaman kayıtsız kalındı. Türk mafyasının hesaplaşması diye bakıldı, ailevi meseleler olduğu açıklandı hatta suçluların izi Türkiye’de bile arandı.

Sonra Uwe Bohnhardt, Uwe Mundlos ve Beate Zschape’ten oluşan üçlü bir grup oldukları açıklandı. İşledikleri suçlar, bir soygunda yakayı ele veren Bohnhardt ve Mundlos’un intiharları ile Zschape’nin örgütün evini yakıp teslim olmasının ardından ortaya çıktı. Zschape ömür boyu hapis ile cezalandırıldı ve olay kapandı. NSU’nun üyeleri, yapısı, destekleyenleri hiç araştırılmadı. “Dönerci cinayetleri” adıyla anılan olayda şüphelenilen ailelerden özür bile dilenmedi. Alman adaleti bu sistematik ırkçılık karşısında suskun kaldı.

Bodrum Uluslararası Tiyatro Festivali’nin sanat yönetmenleri  Övül ile Mustafa Avkıran.

Yeni bir dil 

Tuğsal Moğul’un yazdığı, Övül ve Mustafa Avkıran’ın sahnelediği, Freya Kreutzkam, Lukas David Schmidt, Jonas Broxtermann oyunculuklarıyla zirve yaptığı “NSU: Kurbanlar Arasında Almanlar da Var” işte tüm bu yaşananları sahneye getiriyor. Geçen yıl Berlin’de prömiyerini yapan oyun tarafların, adaleti sağlamakla yükümlü olanların nasıl sağırlaştığını gösteriyor. Dahası aslında nasıl da işin içinde olduklarını. Sert, yargısı içinde apaçık görünen, her ayrıntısıyla can yakan süreci sahneye taşırken tiyatro adına da yeni bir dil ortaya konuyor. Belgesel tiyatronun önemli bir örneği olan oyun özellikle üç genç oyuncusunun başarılı performansıyla öne çıkıyor. Umarım Türkiye’de daha çok seyirciyle buluşma şansı olur.

Birbirini anlamayı hep özledi insan

İlk kez 2004 yılında 14. Uluslarası İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirciye barış, kardeşlik adına bir şölen sunan “ashura” yine aynı umutlarla kaynamaya devam ediyor. Usta isimler yan yana gelip sözlerini, niyetlerini belki bir duyan olur diye gök kubbeye bırakıyor. 20 yıl içinde yeni isimler, yeni şarkılar eklenmiş “ashura”ya. Övül Avkıran oyunun taze kalışını “Bir göç hikâyesi oluşunu konuşursak; dünyada göç hiç durmadı hatta içinden geçtiğimiz yıllarda büyük dalgalar yaşandı. Türkiye’de, Avrupa’da bu dalgaların akabinde büyük tartışmalar gündeme geldi. Sorunun temeli ile ilgilenmeyen, sonucu üzerinden ötekileştirme, düşmanlaştırma başladı. Eğer tiyatroda güncel olanla ilgileniyorsak, şimdi burada ne oluyor diye soruyorsak, ‘ashura’ nasıl taze kalmasın?” diyor. Bağlama ile akordeon, viyolonsel ile klarnet bir araya gelip 13 dilde söylenen göç şarkılarıyla hem yüzlerce yıldır yok edilen ötekilere ‘taziyelerini’ sunuyor hem de göç, kimlik, aidiyetsizlik, dil ve dilsizliği sorguluyor. Ve diyor ki “Birlikte yaşamayı, ‘öteki’ ile barışmayı, karışmayı başaramadı insan. Çok kültürlü bir hayatı reddedip azaldı. Ama hep özledi, bütün dinlerin, dillerin, kültürlerin bir araya geldiği, birbirini anladığı bir dünyayı hep özledi.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir